Blog, Tecrübesel

Beni İşe Alın

Deneyim; kazanılan bilgiden çok, kaybedilen beklentilerden oluşur.

~Joseph Roux

Bundan yaklaşık 15 gün önce başlayan, benim için deneyimsel fakat mükemmel olarak nitelendirebileceğim ufak bir işe girme deneyimim oldu. Henüz girebilmiş değilim fakat durum değişirse yazının sonuna düzenleme olarak bunu mutlaka ekleyeceğim.

*** Yazının sonuna, son edinimi ekledim. ***

Ayağıma Gelen İş Teklifi

Benim de dahil olduğum, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nün bizimle daha iyi ve etkili iletişim kurabilmesi açısından kullandığı bir mail grubumuz mevcut ve bu grup Google Groups üzerinden işlemekte. Bu mail grubundan gün/hafta/ay/yıl içerisinde yeni dönem ders programlarımızdan tutun da, yaz okulunda açılacak derslere, öğrencilerin projeler için partner arayışından, mezun ya da adaylara yönelik iş ilanlarına kadar birçok mail akmakta. Dolayısıyla biz de düzenli olarak bu grubu takip etmekteyiz.

İşte tam bu devrede “Ing Bank Parttime çalışma arkadaşları arıyor” başlıklı bir mail dikkatimi çekti ve içeriğinde ise bizim bölümden 2012 yılında mezun olmuş ve şu anda ING Bank bünyesinde kıdemli yazılım mühendisi olarak çalışan bir arkadaşımızın, kendisinin de dahil olduğu bir ekipte part time çalışmak üzere, 3. ya da 4. sınıf olup, az çok .NET bilgisine sahip ekip arkadaşları aradıkları yazıyordu.

Ben de henüz zorunlu stajlarımı tamamlamamış olmamdan dolayı, neden olmasın ki diye düşünerekten, kendisine kişisel ön yazım ve CV’m bulunan bir mail gönderdim.

Ertesi gün beni bizzat kendisi aradı. Proje detaylarına girmeden, yapıp yapamayacağım hakkında konuştuk ki, bende bulunan mesleğime yönelik bitmeyen iştaha sahip merak arzusu ile yapamayacağım bir şey yok, yapabilirim şeklinde cevapladım. Sonrasında ise bu fırsatı bizlere sunduğu için bolca teşekkür ettim. Bizim gibi okuyan gençler için bunlar çok güzel imkanlar, eğer sizde de varsa bu imkanları lütfen bölümler, öğrenci kulüpleri ile paylaşın. O da bu durumu mütevazi bir şekilde karşılayarak CV’mi İnsan Kaynakları departmanına ileteceğini söyledi.

Duyumlarıma göre bölümümden başvuran birkaç arkadaşım daha olmuş. Fakat onlara bu son cümleyi sanırım söylememiş ve ilk defa bu safhayı başarı olarak addedersek, başarılı olmama sebep olan şey başarısız bir öğrenci oluşum oldu. Çünkü proje 7–8 aylık bir süreçten oluşuyor ve başvuran diğer arkadaşlar 1 ay sonra bölümden mezun olabiliyorlar. Proje ekibi ise bu süreç bitene kadar kendileri ile çalışmayı sürdürecek kişilere ihtiyaç duyuyor. Bense okulumu 1 sene uzattım ?

Merhaba İnsan Kaynakları

Aradan geçen birkaç günün ardından ING Bank İnsan Kaynakları’ndan çok nazik sesli bir hanımefendi tarafından arandım ve haftaya ait Cuma günü 16:00’da mülakat için çağrıldım.

İstanbul’da yaşayan 4–5 arkadaşımda aksi bir tesadüftür ki o hafta sonu ya şehir dışında ya da müsait değillerdi. Bende gitmişken hafta sonu da kalmak istiyordum tabi İstanbul’da.

Airbnb Kafası Güzelmiş

Ufak bir araştırma sonucu Airbnb diye bir web sitesini daha önce kurcaladığımı hatırladım. İnsanlar evlerini konuklarına belirli bir ücret karşılığında bu uygulama/web sitesi aracılığı ile açıyorlar. Benimde aklımda mail içerisinde yer alan Ümraniye kalmış ve ben sonra onu Üsküdar olarak düşünmeye başlamışım. Üsküdar’dan bu şekilde sunulan bir evi Cuma’dan Pazar’a kiraladım. Bunun içinse sadece 107 ₺ ödeme yaptım. Evin sahibi olan kişiler ise 2 hanımefendi idi. Sağolsun onlarda bana uygulamayı nasıl kullanacağım konusunda yardımcı oldular.

Brian Chesky ve Joe Gebbia, San Francisco’daki evlerinin kirasını ödeyemeyince bir odayı kiraya vermek zorunda kaldı. Sundukları hizmet bir şişme yatakta konaklama ve kahvaltıdan ibaretti. Airbedandbreakfast.com 2008 yılında işte böyle ortaya çıktı. Kısa süre sonra sitenin adı airbnb’ye evrildi.

Cuma sabahı Üsküdar’da idim ve ev sahibi olan hanımefendiler çalıştıkları için bir erkek arkadaşlarının iletişim bilgilerini verdiler ve onunla çekinmeden iletişim kurabileceğimi, evde olduğunu söylediler. Zaten uygulama o kadar güzel ki, siz rezervasyonun ödemesini havuz hesabına aktarınca evin haritalardaki adresi ve ev sahiplerinin eklenmişse numaraları karşınıza çıkıveriyor.

Google Haritalar uygulaması ile evin önüne geldiğimde arkadaşı aradım ve kapıyı açtı. Çok samimi bir şekilde hoş bir muhabbet ve çok tatlı bir ev kedisi olan “Paşa” ile karşıladı beni, sonrasında ise biraz dinlenmek üzere odama çekildim. Fakat ING Bank İnsan Kaynaklarından beni arayan hanımefendi, detayları mail atacağım demişti ve atmamıştı. Biraz zorda olsa kendisine ulaştım. Bana hiç Üsküdar denmemiş ? Ama yakın olduğunu, Beşiktaş’a geçmem gerektiğini ve oradan da Maslak’ta bulunan ING Bank Yönetim Binası’na gelebileceğimi söyledi. İTÜ kapısında inmeliymişim.

İstanbul Adamı Yutar

14:00’da evden çıktım ve 14:30’da bulunan Üsküdar-Beşiktaş vapuru ile karşıya geçtim. Orada ise birkaç kişiye İTÜ kapısı diye dolaşaraktan bir otobüs buldum. İçerisinde de birisinden yardım alarak İTÜ Kapısında indim fakat ben cahil Maçka’da bulunan İTÜ kampüsünde inmişim ? İTÜ’de okuyan bir arkadaşımı arayarak nasıl Maslak kampüsüne ulaşabileceğimin bilgisini aldım ve üzerimde takım elbise ile Nişantaşı’nı aşarak metroya bindim, arından İTÜ-Ayazağa. Saat 15:55. İK’da görevli hanımefendi bu kapıdan kendilerine ait binayı rahatlıkla görebileceğimi söylemişti. Fakat bir sürü yönetim ofiside burada biraradaymış. Hepsi büyük, hepsi banka. Sora sora bunu da buldum, kapısını bulmakta biraz vakit aldı ve 16:10’da danışmadaydım.

Danışmaya kimliğimi bıraktım ve bir adet ziyaretçi kartı aldım, danışma görevlisi ise görevli hanımefendiye ulaşacağını, bekleme kısmında beklememi söyledi. Bu güzeldi, çünkü yorulmuştum, stres yapmama sebebiyet verebilecek bu durum geçmeliydi. Sonuçta ilk İK görüşmem ?

ING Bank İnsan Kaynakları vs Ben

Yaklaşık 5 dakika sonra turnikelerden bir hanımefendi çıktı ve danışmaya ilerledi, danışma bekleme kısmını gösterdi. Hah dedim, geliyor. Ayağa kalktım ve elimi uzatma girişiminde bulunacaktım ki, bana doğru gelen kadın, bir anda döndü ve orada bekleyen diğer bir kişi olan kuryeye doğru “Bankamatik kartım gelmiş!” dedi. İyi keklenmiştim ? Kendi sinirime bir sigara molası verdim ve beklemeye devam ettim. Sonrasında ise benimle alakadar olacak olan İK hanımefendisi geldi. Bu sefer ismim söylenene kadar kalkmadım tabiki yerimden ?

Samimi bir merhabalaşmanın arından diğer yöndeki turnikelere doğru ilerledik, ziyaretçi kartım ile buradan geçiş yaptım. Stresim ile aram iyidir, onu iyi yönetebildiğimi düşünüyorum fakat bunun için bendeki taktiklerden biri olan “Olayı gündelik karşıla” maddesiyle, “Binanın kapısını bulamadım yahu” dedim ve gülümsedim. Hiç umursanmadım, dönüp bakmadı dahi ? Yürümeye devam ettik, camdan duvarları bulunan, masa, sandalyelerden oluşan yaklaşık 4–5 mülakat ofisinin bulunduğu bir kapıdan giriş yaptık, ardındansa boş olan birisine geçtik.

Kendisini tanıttı ve projeye ait detaylara girmeden (henüz kabul edilmediğim için) proje hakkında ufak bir bilgilendirme yaptı. Aklımda kalan kadarıyla ise aramızda geçen konuşmalar şu şekilde oluştu;

Anlamlandırabilmeniz açısından CV’m burada : Can Uzun CV

İK : Can Bey öncelikle CV’niz dikkatimi çekti, isterseniz önce bunun hakkında konuşalım.

İç Sesim : CV işte, güzel tasarladım, National Geographic kapağı gibi. Sanırım neden böyle bir CV hazırladım onu merak ediyor. Etkileyici olabilmek ve yapabildiğim için tabikide.

Can : Ben UI/UX Designer’ım, User Interface Designer (Kullanıcı Arayüzü Tasarımcısı) yani uygulama ve web sitelerinin arayüzlerini Photoshop ortamında tasarlıyorum ve ardından birileri bunu kodluyor. User Experience Designer (Kullanıcı Deneyimi Tasarımcısı) yani uygulama ya da web sitesi içerisinde bulunan buton, combobox, textview gibi ögelerin hangi pozisyonda ve hangi görsel niteliklerde bulunursa daha aktif ya da kolay kullanılacağını kod ya da belirli metodlar yardımı ile belirliyorum. Dolayısıyla Photoshop yetkinliğimi CV’mde de göstermek istedim.

İK : Anlıyorum. Peki bu ilgi alanlarınız kısmında bulunan “Batman” nedir?

İç Sesim : Sanırım koymamalıydım. Ama bu benim ilgi alanım sonuçta. Batman’i seviyorum, hem koyunca da bence sempatik durdu ?

Can : DC Comics karakteri olan Batman’in film, dizi ve çizgi romanlarını ilgi ile takip ediyorum.

İK : Heamm. Satranç yazmışsınız(Klasik!). Socializing nedir?

Can : Arkadaşlarım ile vakit geçirmeyi seviyorum. Onlarla takılmayı, dışarı çıkmayı.

İK : Diğeride Puzzle Games. Puzzle yapmayı seviyorsunuz sanırım.

Can : Puzzle Games ise daha çok mobil platformlarda yer alan zeka oyunları olarak oraya eklediğim bir madde idi.

İç Sesim : İlgi alanlarım ne kadar dikkat çekti yahu 2–3 tane daha eklesem tüm mülakat bununla geçecekmiş. ?
 …

İK : Peki Can Bey, burada İngilizce’nizi %80 olarak tanımlamışsınız, neye dayanarak bu oranı verdiniz.

Can : Öyle hissediyorum.

İç Sesim : Yuh, öyle hissediyorum ne ? Hazırlık okudum desene, orada 80 ile geçmiştim, geçme notum de, İngilizce bir bölümde okuyorum de bari. Gerçi CV İngilizce, onu anlamıştır herhalde. Herhalde…

İK : Hiçbir dayanağı yok yani.

Can : Yok.

…Sessizlik…

İK : Bu yetkinliklerim kısmında belirtmiş olduğunuz oranlar peki neye göre?

Can : Onlarda yine daha önceki almış olduğum freelance işlerde yapabilme kabiliyetime göre kendimce verdiğim oranlar.

İç Sesim : Yine geliyor, “hiçbir dayanağı yok yani!”. İş yapıyorum falan dedim, kurtarsam bari.

İK : Freelance olarak iş alıyorsunuz yani.

Can : Evet, web sitesi, arayüz tasarımı, bazen kod yazımı projeleri gibi şeyler, öğrenci ekonomime katkıda bulunuyor.
 …
 Biraz daha kısaltmam gerekirse, deneyimlerimdeki Turkcell kısmından bahsetmemi istedi ve Geleceği Yazanlar’da ilk 16’ya kalan bir ekipte olduğumu, sonrasında ise elendiğimizi söyledim. Google StartupWeekend 2013 Eskişehir’de, yaklaşık olarak, yine aynı ekiple 2.’lik aldığımızdan falan. Hangi alanda kendimi geliştirmek istediğim sorusunun ardından da, android ve web tabanlı uygulamalar şeklinde cevap verdim.

Daha sonra “anymaa” kelimesinin CV’mde her yerde geçtiğini ve ne demek olduğunu sordu. Bende kelimenin normalde “Anima” olduğunu, fakat zaman içerisinde yumuşatarak “anymaa” haline getirdiğimi söyledim. İtalyanca yürek, kalp, can anlamına geldiğini, Can Uzun kelimeleri ile mail, sosyal ağ uzantılarının bir çoğunun alındığını dolayısıyla kendimce böyle bir marka ismini kendime uyarladığımı söyledim. Ne kadar profesyonelceydi bilmiyorum ama en azından tek bir kelime bana özel her şeyi rahatlıkla açıklayabiliyordu.

İK : Peki Can Bey, ING Bank hakkında neler düşünüyorsunuz, biliyorsunuz?

İç Sesim : Okudun ya, söyle işte.

Can : Turuncu (:/) , Aslan var ? Birde Hollanda menşeyli bir şirket olması ve Amsterdam’da yaşama hayalim dolayısıyla ilgimi çekti.

İK : Nasıl yani, gelmeden okumadınız mı, araştırmadınız mı hiç Can Bey?

Can : Şey, okudum fakat benim hafızam zayıftır, genel olarak güzel şeyler yazıyordu.

İç Sesim : Alkışlıyorum seni, nasıl istekliymişsin işi almaya.

Anladım ki gideceğin şirketi/firmayı iyi araştırıp akılda tutmak gerek. Ufak tefek birkaç konuşmadan da daha sonra, soracağım bir şey olup olmadığını sordu, bende olmadığını belirtince mülakatımız sonlanmış oldu. Bu arada verdiğim birçok cevaptan sonra ufak notlarda aldı ?

Binadan bir sigara yakarak ayrıldım. Ardından Üsküdar’a doğru yol aldım fakat İstanbul pek yaşanacak bir şehir değil, trafik akmıyor! Mükemmel bir açlıkla eve vardım. Ev sahiplerinden birisi olan İrem evdeydi ve tabiki Paşa! Ben bir uygulama ile bu kadar güzel insanlar tanıyacağımı hayal edemezdim. Her birisi inanılmaz misafirperver ve güler yüzlüydü. Tabi o gün sadece İrem’i gördüm.

Yazının buradan sonraki kısmı samimiyet içerir! Sonrasında ise ING Bank mülakatı gelişmeleri devam edecek.

Airbnb Kafası Devam

İrem kim mi? Bence onu buradan tanıyın : https://medium.com/@iremgnctrk
 Henüz yazısı yok ama yakında yazacağından eminim, çünkü bir sürü yer gezmiş, kabuğunu fazlasıyla kırmış insanlardan. Çatlaklardan yani. Yani bizden biri ? Uluslararası İlişkiler bitirmiş, baya ulusla da oraları gezerek iletişim kurmuş birisi. Sonra bir yerde işe başlamış, 2 yıl sonra ben Küba’yı görmek istiyorum ya deyip, tası tarağı toplamış birisi. O bir süper kadın! ? Sırf nasıl hissedeceğini ya da hissettireceğini merak ettiği için istediği şeyi yapabilmeli insan, cesur olmalı. İrem söyledi bunları, haklı da, hak verdim İrem’e, iyi kız sonuçta, mantıklı konuştu. Eminimki blogunda o kendini daha güzel tanımlayacaktır. Görün bak.

Neyse, o gün gece uydum ve ertesi gün tam 17’de kalktım. ? (Yolculuk, mülakat, trafik derken İstanbul kaçtı be ? )
 Bu sefer diğer ev sahibim geldi eve, Aslı. O da fazla zeki Mardin’li ama konuşma tarzını görseniz tam bir İstanbul’lu, gerçi İstanbul’da doğmuş büyümüş. İrem ile okuldan arkadaşlar, kendileri bir mavi yaka! İnşaat Mühendisi. Gerçi el emeği ile iş yapan mı mavi yaka oluyordu? Masabaşı olunca beyaz yaka mıydı? Bunu bir açığa kavuşturursanız yorumlarla.

O gece onunla Kadıköy’e gittik, beni ilk gün karşılayan Özenç adlı Artvin’in turuncu (Irkçılık değil ama yakışmış adama.) delikanlısı ve İrem’de bize katıldı. Neruda Cafe diye bir yerde oturduk. Eğlenceli bir gecenin ardından o günde bitti. ?

Pazar günü ise son günümdü. Evde İrem ve Aslı vardı, Özenç Amasya’ya anneler gününü kutlamaya gitti. Özendim ona tabi. Ama hayat… Aslı’da tango yapıyor bu arada, kursuna gitti o da. İrem’de dedi ki, Kuzguncuksahiline inelim. İndik. Çok güzel yerleri gezdim, çok tatlı eski, restore edilmiş yapılar vardı ve önünde fotoğraf çektiren gelin-damat adayları. Sahilde oturduk boğaz köprüsüne karşı biraz, Beyoğlu Gazozu içtim, zencefilli ? Hayatımda yediğim en güzel taze fasülyeyi yedim (Annem üzgünüm ama öyleydi ? ).

Gecesi ise Eskişehir’e dönüş.

Yani anlayacağınız güzel bir deneyimdi benim için.

Pazartesi günü ise yine ING Bank İK’dan başka bir hanımefendi tarafından arandım. KKB (Kredi Kayıt Bürosu) Puanımın düşük çıktığını, hakkımdaki raporu yöneticiye ileteceklerini fakat bunun sebebini açıklayan bir mail atmamı istediler. Sanki kredi çekmek istiyorum onlardan ?

Öğrenci olduğumu, freelance çalıştığımı, toplamda 900 ₺ olan kredi kartlarından bahsettiğimizi söyleyerek gerekli açıklamayı yapan bir mail attım. Beklemedeyiz. Ama rapor yöneticiye gidiyorsa, sanırım İK başarı ile geçildi gibi.

Bu arada Turk Telekom START Genç Yetenek programına da kişisel olarak başvuru yapmıştım. Onunda detaylarını belki diğer yazımda yazacağım. Grup mülakatı için bu Cuma Ankara’ya çağırdılar. Görelim bakalım neler olacak.

Bu deneyime ait elimde bulunan fotoğraflarla oluşturduğum görsele alttan ulaşabilirsiniz.


Son Edinim: ING Bank tarafından bu süreçten bir hafta sonra, yine daha önce görüşmüş olduğum aynı İK kişisi aracılığı ile arandım. Tam bu arada eğer vakit bulabilirsem yazacağım Turk Telekom START Genç Yetenek programı grup mülakatı için Ankara’da idim ve 1 saat önce falan bitmişti.

Telefonun karşısındaki kişi kabul edildiğimi ve sundukları ücreti söyledi, ardından da ne zaman başlayabileceğimi sordu.

Tüm süreci tekrar değerlendirmek adına net cevabımla 2 saat içerisinde kendisini tekrar arayacağımı söyleyerek telefonu kapattım.

Ve bu andan sonraki 2 saat benim için stres doluydu. Hayatımın gerçek anlamda ilk fırsatı idi. Kendi içimdeki cevabı merak ederek altta görmüş olduğunuz yöntemi uyguladım. Benim için değerli kararlarda uyguladığım bir yöntemdir kendileri.

 

Sonra ne mi oldu?

REDDettim.

Sıfır kitabı yazarı Tunç Kılınç’ın Beni REDDettin hareketinide unutmamak gerek. 🙂 Telefonla yapmamış olsaydım, uygulanabilinirdi.