Good Contents Are Everywhere, But Here, We Deliver The Best of The Best.Please Hold on!
Data is Loading...
Your address will show here 12 34 56 78
Blog, Genel, Özdüşünüm

Benim güzel meslektaşlarım(insan) merhaba, her yazımda olduğu gibi ben bu yazıyı yine kendim için yazıyorum ama belki sizin için de önemli, feyzalınacak birkaç nokta yaratabilirim ve bu benim için ne mutlu. Altta söyleyeceklerimin hepsi kişisel içgüdüler içerir, fakat eminim ki hepsini bu yollarda sizler de yaşadınız, yaşayacaksınız 😇 ki buna büyümek deniyor.

İnsan

İnsan olduğumu fark ettiğim gün aslında hayvan olduğumu keşfettiğim gündü. Düşündüğünde, psikolojik olarak çevrende sana sunulan hemen hemen tüm etmenler senin hayvani iç güdülerine yönelik olarak seni yönlendirmeye çabalıyor, kimisi açlığını daha iyi bastırabileceğin, kimisi zamanı daha iyi kullanabileceğin, kimisi ise hayatı daha kolaylaştırabileceğin şeyler sunmaya çabalıyor sana. Ama unutma, en değerli şey insan biriktirebilmektir çevrende, lakin boş değil, sana eşdeğer insan biriktirebilmek. Herkes seni anlayamaz, Mevlana diyor ya, ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.

Hayvanlardan nerede ayrıştık fark edebildin mi? Anlatmak ve anlaşılabilmek istiyorsun. Bu birikim seni daha dolu bir insan yapar ama anlaşılamadığın insanları yok sayma, onlar daha sen kadar olamamış olabilir ya da sen olmak istemiyor olabilir, onlarla da ortak nokta güt, dinle, düşün, ders çıkar, yenilikler keşfet. Şunu da düşün, sen gibi yetişmedikleri için henüz tercih etmediği şeyleri savunmamaları gerektiğini düşünmemişlerdir hiç.

Evlat

Eğer onları henüz kaybetmedi isen onları önemse, onlar sen fidanını yeşerten şeyler, bak nokta tohumu atması değil, sen onlardan gördün her şeyi, onlardan farklı olabilirsin, bu doğal ama ilk onlardan görerek uyarladın temel güdülerini, aslında o yüzden annene/babana benziyor temel altyapın, fakat sen farklı ortamlarda, farklı argümanlar sana etki ederek büyüdün. O yüzden tabi ki de onlardan farklısın, insan kavramında söylediğim gibi, onlar sen gibi olmayabilir ama yadırgama, aslında onlar seni sen yapan noktalar, Steve Jobs’ın bir sözünü asla unutma, noktaları ileriye bakarak birleştiremezsin, arkana baktığında hangi noktaların seni nereye getirdiğini görürsün. Arada bak. Onlar seni sen yapan şeyler.

Öğrenci

Daha önce söylediğim gibi, hayat biriktirebildiğin doğru insanlar kadar, ki doğru göreceli bir kavram, sence doğru. Bunları en kolay öğrenciliğinde yakalayabiliyorsun, aslında yalan, bunları en kolay düzen sana hükmetmediği zaman yakalayabiliyorsun. Özgür ol, özgür hisset.

Toplum sana bazı misyonlar yükleyecek, onları yok sayma, lakin kendi hayatını da, bir defa geldiğin şeyi de asla hiçe sayma. Bugün ne istiyorsan onu yap, en sevdiğin ders neyse onu çok sev, ama sevmediğin ders hakkında da bir bilgin olsun, onun hakkında da konuşabil.

Sev bu arada, delicesine. Bu karşı cins de olabilir, hemcins de, dediğim gibi, toplum misyonları değil senin işin, sen her şeyden daha önemlisin. Tadına doyamayacağın bir şey öğrencilik, canın istiyorsa, gücün yetiyorsa sonuna kadar, uzata uzata yaşa, ama çok da abartma. Ya da abart, sen bilirsin. Mühendisliği 4 senede bitiren 4 senesini, 5 senede bitiren 1 senesini kaybetmiş demektir.

Bilgisayar Mühendisi

Güzel kadınlar, güzel adamlar, çok da matah bir bölümde okumuyoruz, önce bir bunu kafamıza yazalım, bir çoğunuz/muz puanımız dahilinde buraya geldik ya da birilerinin oğlu/kızı bu bölümdeydi, mezundu, kazanıyordu yazdık/yazdırıldık ki bu meslek benim 5 yaşındaki hayalimdi, o yazıyı da okumanızı tavsiye ederim.

Sonrasında şunu da düşünelim, güzel bir mesleğe sahipsin/olacaksın. Çünkü dünya senin yönünde evriliyor, sen de kendin için doğru evrilirsen her şey çok güzel olacak, bu arada motivasyonu para olarak görüyorsan, evet var, ama o seni tatmin etmez bunu da bil, miktarı değil, hazzı. Öncelik insanlık olmalı, öncelikle, yarar kabiliyetini geliştirmelisin.

Bu yolda çok fazla dersle boğuşacaksın ki mesleğin asla bölümünden mezun olmak ile elde edilen bir şey değil, piyasada felsefe mezunu olup on numara kod yazan bir sürü insan var. Zaten salt iş alanın kod değil, bunu da düşün o kod yazmacalı derslerde zorlanırken, sen Yazılım Mühendisi değilsin. Sen gibi düşünmeyen arkadaşların olacak, sen gibi düşünmeyen hocaların… Hiçbirinin derdi seninle değil, ciddiye al, hırslan ama asla kişisel algılama.

Bir şey daha söylemek istiyorum, mesleğin hobi olmaz ise kazanamazsın ve bunu ekonomik anlamda söylemedim. Hiç hatırımdan çıkmayan bir Zuhal Mansfield sözüdür, insanlar mesleği ile para kazanır hobileri ile zengin olur. Zenginlik para değil, yine unutma. Söz tam bu mudur çok hatırlamıyorum ama hatırımda bıraktığı iz budur.

Tasarımcı

Güzel yönleri görmek, yeniliğe uyarlamak meseledir. Her gün yeni şeylerden beslenmen gerek, sana Pinterest, Dribbble, Behance demiyorum, sana Migros’ta gördüğün açıkta satılan yer fıstığından bahsediyorum. İlham önemli bir nokta burada, yaratıcı düşünme yeteneği, yenilikçi düşünme yeteneği çok önemli, lakin dediğim siteler gibi bir çoğunu günlük olarak incele, unutma sen farklı bir bireysin, etkilendiğin her şeyden yeni bir ürün ortaya koyabilirsin. Senden beklenen de bu, senden beklenen astronot olman değil, senden beklenen olanı kendince yorumlaman, yani senin ilham noktaların çok önemli. Bir tarzı benimseyebilirsin, bir tasarımcıdan çok etkilenip onun gibitasarımlar ortaya koyabilirsin, lakin gibi işte, o senin, aslında o farklı, kendini asla küçümseme, daha iyisini yapabilirsin, fark et.

Bir şeyi 10.000 saat yaparsan, o konuda uzmanlaşırsın, o yüzden eğer bir kıvılcımın varsa yapabildiğin konusunda pes etme. Steve Jobs’ın 1984 yılındaki ilk Apple sunumunu izle, titriyor ve heyecanı tavan, ama bir de Steve Jobs’ın 2011 yılındaki son sunumunu izle. Bir ürünün varsa bunu senden iyi kimse satamaz. Kendine ve ürettiğin şeye güven.

Bugün

Hepsi kişisel çıkarımlardı bunları unutma, kâle almak ya da almamak sana bağlı. Bugün ben topluma göre çok büyük işler başarmış bir adam olarak yazmıyorum bunları, lakin kendime göre çok büyük işler başarmış bir adam olarak yazıyorum. 5 yaşında hayal ettiği mesleğe ulaşmış ve diplomasına sahip olduğu mesleği toplum standardında şu anki kafasıyla reddetmiş bir adam olarak yazıyorum bunları.

Sen çok güzel büyüyorsun, fark et.

0

Blog, Genel, Özdüşünüm

Bir başarıdan bir satır, başarısızlıktan bir kitap öğrenebilirsin.

~Paul Brown

Buyazıyı aslında sizin için değilde gelecekteki Can için yazıyorum. Unutmasın diye, nereden geldiğini her zaman hatırlasın diye.

Çok geçmişe çakılıp, bağlanıp kalmamak lazım tabikide, fakat bazen hangi noktaların sizi nereye getirdiğini de unutmamalı insan. Çünkü ancak böyle içindeki masumiyeti her zaman koruyabiliyor, işte sanırım o noktada karşısına çıkan olay ya da kişilere içindeki insan ile karşılık verebiliyor.

C#’tan 5 Aldım

Bazen bazı şeylerin öyle olması gerekir.

C#’tan(Bir programlama dili.) 5 aldım, tabiki alacağım, öğrenciyim, bunları tabikide yaşayacağım. Zaten kağıt üzerine yazılan kodlardan çokta beklentim olmamalı. Yanımda Google olmadan fazlaca başarısız ve bilgisiz olduğum gerçeği var. Daha önce de Kimya’dan 1 almıştım. Hatta Almanca’dan da 1 almıştım, üniversitede yine seçmeli olan Germen(Almanca) dersini kendi tercihimle aldım, fakat bu sefer 1 almadım, devamsızlıktan kaldım 😀 Başarısızlık kıstasım değişse de hâlâ başarısızım 🙂 Dört defa aldığım derslerim var. Ziyadesiyle başarısız bir öğrenciyim. Ama iyi bir mühendis olacağım. Bu kaçınılmaz bir gerçek benim için.

Öncelikle içimde mesleğime duyduğum bitmeyen bir merak arzusu ve aşk var. Bu mesleği 5 yaşımda keşfettiğimden beri hâlâ tükenmedi, bu saatten sonra da tükeneceğini düşünmüyorum.

Bilgisayarın Mühendisi Olmak

Neden Bilgisayar Mühendisi olmak istediğimi tüm arkadaşlarıma anlatmışımdır, size de anlatayım.

Ben bir Ege’liyim ve bizim oraların adetleri gereği erkek çocuğu sünnet merasiminden önce şehri gezdikten sonra araçtan inmeden babadan bir şey ister. Abim bisiklet istemişti ve 95 yılında 4 yaşında iken, nereden duyduğuma dair bir fikrim yok bilgisayar istedim. O zamanlar atariler moda ve bir atarim var, fakat kuzenimde ise joistikli versiyonu mevcut. Bundan da isteyebilirdim, fakat ben bilgisayar istedim.

Babam eski bir otobüs şöförü, 70’li yıllarda taksicilik yapmış ve 80’li yıllardan 90 yılına kadarda otobüslerde direksiyon sallamış bir insan. Dört sefer Mekke, Medine görmüş, Arabistan’a hacı taşımış birisi. Fakat 90 yılında senelerce yine aynı mesleği yapmış büyükbabamın akciğer kanserinden dolayı vefatı üzerine “Bu sigarayı bir daha içmeyeceğim, bu otobüse de bir daha binmeyeceğim. Yeterki benim çocuklarım okusun ve bu garaj ortamlarına bulaşmasınlar.” deyip, hem sigarayı hemde yıllarını verdiği mesleğini bir anda bırakmış bir insan. Bence çok zor gerçeklenebilecek bir kararı bir çırpıda vermesi büyük bir başarı. Ardından merak saldığı elektronik ve bunun getirisi olarak o zamanlar yükselen cep telefonu trendi üzerine yine uzun yıllar cep telefonu tamirciliği yapmış birisi. Bana hâlâ düşününce yıllarca direksiyon sallamış birisinin elektronik gibi alakası olmayan bir meslekte başarılı olmuş olması garip geliyor. Sanırım içimdeki hiç bitmek tükenmek bilmeyen yeni şeyler öğrenme heyecanını babamdan almışım.

Basit Olan Şey Güzeldir

İyi geçen zaman içinde, ne büyük bir neşe, ne büyük bir acı, ne de büyük olan bir şey vardır. Yalnızca basit şeyler. Basit dokunabildiğiniz insanları da sevin.

Odönemlerde babamın takip ettiği dergiler vardı, cep telefonu için Mobimag, bilgisayar için PCnet gibi. Ve hatırlıyorum, tabiki sonradan okudum hep onları, evde valizlerin içerisinde Windows 95’e yeni başlıyorum adında ve bu tatta bir sürü kitap ve dergi vardı. Büyüdükçe taahhül ediyorum ki, ben onları karıştırırken birisi bana geldi dedi ki bu bilgisayar. Çünkü okuma yazma bilmeden resimlerine bakardım.

Herkesin annesi babası güzeldir ve benimkilerde öyle güzellermiş ki, benim bilgisayar isteğimden 5 ay sonra renksiz ekran Windows 3.1 işletim sistemli bir bilgisayarım oldu. Büyük ihtimalle içerisinde, bana göre çok kısıtlı imkanlarım vardı fakat başında yaptığım her şeyden inanılmaz zevk duyuyordum. O zamanlar, ben bu işin içerisinde olmalıyım diye düşündüm hep, bu bilgisayar denen şey benim her zaman hayatımda olmalı dedim. Şimdi bir uzvumdan farksız kendileri. Büyüdükçe de buna yönelik meslekleri keşfettim.

Tekrar Düşün

Parayla değil sonuçta.

Tabi, öyle yapacağım deyince olmuyor bu işler. Önce Ege Üniversitesi Fizik bölümüne gittim. Hâlâ neden gittiğimi kendime net bir şekilde açıklayamasamda, yalandan sebeplerim mevcut. Sonra güzel bir İzmir gününe uyandığımda “Ne yapıyorum ben ya?” gibi bir soru ile karşılaştım beynimde. İki gün sonra memleketime dönmüştüm ve hayalimin peşinde ekstra bir enerji ile koşmaya başladım. Sonrası malum, Bilgisayar Mühendisliği öğrencisiyim şimdi, 4. sınıf gibi fakat biraz karışık. Bir yerden sonra da fena karışıyor. Olmak için okumak gerekmeyen bir meslek türü, hatta okudukça bence köreldiğin bir meslek türü fakat bu düzende bir diplomaya ihtiyacım var sadece.

Kendin Ol, Kendin Kal!

Kendine ve isteklerine karşı dürüst ol.

Salt kendime ait bir insan olabilmek için, en sonunda içimdeki çocuğu öldürmeden kaçacağım…

Çünkü büyüdükçe fark ettim ki insanlar büyümeyi bilmiyor. İnsanlar büyüdükçe masumiyeti ve içindeki çocuğu öldürmeyi keşfediyor sadece, bence çokta bilinçli olmadan öldürüveriyorlar onları. Yeni şeylerin heyecanı kalmıyor içlerinde. Tüketiveriyorlar her şeyi. Oysa ki ne kadar güzel bir insanın hayatına dokunmak. Onunla bir şeyler paylaşmak.

0